Merkez Bankası’nın “Görevli değilim” açıklamasına, meşhur ekonomistten çarpıcı yorum!

merkez bankasinin sorumlu degilim aciklamasina unlu ekonomistten carpici yorum 619f13d975ea8 - Merkez Bankası’nın “Görevli değilim” açıklamasına, meşhur ekonomistten çarpıcı yorum!

Merkez Bankası’nın döviz kurlarına ilişkin açıklamasını değerlendiren Prof. Dr. Selva Demiralp, “Bu açıklamanın piyasaları sakinleştireceği düşünüldüyse, o amaca hizmet etmeyeceği ve geri tepeceği oldukça açık. TL’deki kıymet kaybında para politikasının sorumluluğunu kabul etmeyen bir yazışma, asla yazışma yapmamaktan daha oldukça zarar verir” ifadesini kullandı. Demiralp’e bakılırsa, sektörlerin ithalata ve ihracata açıklığına paralel olarak TL’deki kıymet kaybından darbe yemeleri kaçınılmaz…Faiz indirimi kararlarıyla döviz kurlarındaki yüksek oranlı artışları tetikleyen Merkez Bankası, uygulanan dalgalı kur rejiminde kur seviyesine ilişkin bir taahhüdü olmadığı açıklaması yapmış, “Döviz piyasalarında gerçekçi olmayan ve tutumsal temellerden tamamen uzak, sağlıksız fiyat oluşumları gözlemlenmektedir” diyerek, vatandaşlar ve işadamlarına uyarıda bulunmuştu.

Merkez Bankası, döviz kurlarındaki artışlara ses verdi!Meşhur ekonomist, Merkez Bankası’nın açıklamasını iyi mi yorumladı?Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Merkez Bankası’nın “Kurlardaki yükselişten görevli değilim” anlamındaki açıklamasını, BBC Türkçe için değerlendirdi.Ekonomide gelinen son durumu @bbcturkce için değerlendirdim. https://t.co/rmktWaQiaZ— Selva Demiralp (@SelvaDemiralp) November 24, 2021Dolar Kuru: TCMB’nin açıklaması piyasaları sakinleştirebilir mi?Merkez Bankası’nın geçen haftaki faiz indirimini takip eden dört iş gününde, Türk Lirası’nın yüzde 24’e yakın kıymet kaybettiğine dikkat çeken Demiralp, bu kıymet kaybının ortalama üçte birinin bir günde gerçekleşmesi üstüne TCMB’nin bir basın açıklaması yaptığını hatırlattı.TCMB döviz kurunun özgür piyasada belirlendiğini ve yalnız aşırı oynaklığa müdahale edebileceğini not ettiğini vurgulayan Demiralp, şunları yazdı:“Bu açıklamanın eğer piyasaları sakinleştireceği düşünüldüyse o amaca hizmet etmeyeceği ve geri tepeceği oldukça açık.Söz mevzusu duyuru, fiyat istikrarı mevzusunda gerekeni yapmış olup, enflasyon beklentilerini çıpalamış kredibilite sahibi merkez bankalarından duyacağımız türden bir izahat. Bu şartlar oluştuğunda, dışsal bir şokla para biriminiz sınırı olan bir oynaklık yaşasa bile müdahale etmeme lüksünüz olabilir. O süre bile, aşırı oynaklık oluşursa finansal istikrarı zedelememek için merkez bankası müdahale eder. Doğal bunun için de döviz rezervi gerekir.

Merkez Bankası faizi 100 baz puan indirdi“Kurdaki oynaklık para politikasından kaynaklanıyor”Bizdeki durum yukarıdaki tanımdan son aşama uzak. Ne yüzde 20 enflasyona bakıp fiyat istikrarı bulunduğunu söyleyebilmek mümkün, ne de zamanı oynaklık seviyelerine ulaşmış kura bakıp “aşırı oynaklık yok” diyebilmek.Üzerine üstlük, kurda yaşanmış olan oynaklık dışsal bir etkiden değil para politikasının kendisinden kaynaklanıyor. Kısaca “benden bağımsız etkilerden meydana gelen bir oynaklık var” bile diyemiyorsunuz.Durum bu şekilde iken Merkez Bankası’nın çıkıp böylesine bir duyuru yaparak kimi ikna edeceğini düşündüğünü idrak etmek güç. Bu tür yazışma hamleleri ekonomik ilke ve temellerle desteklenebildiği seviyede ve Merkez Bankası kredibilitesi oranında ikna edici olur. Itimat sağlar. Piyasaları sakinleştirir. Hitap etmiş olduğu kitlelerin informasyon birikimlerini hafife alan, TL’deki kıymet kaybında para politikasının sorumluluğunu kabul etmeyen bir yazışma ise asla yazışma yapmamaktan daha oldukça zarar verir.“Elde geçici müdahale için bile kafi gelecek döviz rezervi yok”Özgür piyasa kurallarına uyulmasını tamamımız istiyoruz. Merkez Bankası’ndan ne özgür piyasa kurallarına müdahale etmesi ne de kur hedeflemesi yapması umut ediliyor. Kaldı ki elde geçici müdahale için bile kafi gelecek döviz rezervi bulunmuyor. Merkez Bankası’ndan beklenen tek şey var. O da kanunla belirlendiği suretiyle fiyat istikrarını sağlamak.Peki fiyat istikrarı mevzusunda ne yapılıyor?Yüzde 20 enflasyon olan bir ülkede Fed’vari bir uslupla çıkıp “enflasyon geçici” demek sonrasında da faiz indirimine gitmek TCMB’nin ne Fed’in ne yaptığını, ne “geçici” kelimesi ile Fed’in neyi kastettiğini ne de Fed’in uyguladığı para politikasının temel prensiplerini anladığını gösteriyor.Şekilde kırmızı çizgi ABD enflasyonunu, mavi çizgi ise Türkiye’deki enflasyon oranını gösteriyor. TCMB son faiz indirimlerine gerekçe olarak Fed’i örnek alıp “enflasyon geçici” dedi. Fed “geçici” terimi ile pandemi şartları ortadan kalktığında enflasyonun salgın öncesindeki yüzde 2 altındaki seviyelere dönmesini beklediğini ve bundan memnun bulunduğunu kastediyor. Buna karşın, iktisat normalleştikçe talep güçlenip enflasyonist baskılar artacağı için bir sonraki adımım faiz artırımı olacak diyor, faiz indirimine gitmiyor.“Hedefin neredeyse 3 katı bir enflasyon vardı”Bizde ise enflasyonun pandemi öncesi seviyesi bile %12’nin üstünde idi. Kısaca hedefin neredeyse üç katı bir enflasyon vardı. Dolayısı ile enflasyon “geçici” dediğiniz süre, pandemi tesirleri ortadan kalkınca geri dönüleceğini umduğum yüzde 12’lik seviyeden mutlu olurum demiş oluyorsunuz. Bir de üstüne faiz indirirseniz yüzde 12’nin de üzerini tercih etmiş oluyorsunuz.Siz faiz indirirken kur krizi çıkar ve enflasyon beklentileri yükselirse, o süre enflasyonu tamamen bir kenara bırakmış oluyor ve emsal gösterdiğiniz ülkelerden bambaşka dinamiklerle yüzleşiyorsunuz. Bu sebeple global enflasyonist sebeplerden oldukça ayrışan enflasyon dinamiklerimizi tanımlarken, orası için tanımlanmış terminolojiden uzak durmak, hakim olmadığımız terimleri kullanmamak lazım.Unutmayalım ki, TCMB tutumsal temellerden uzaklaştıkça, meydana getirilen hataları daha da hatalı gerekçelerle izah etmeye çalıştıkça ürkü artıyor ve ekonomide telafisi mümkün olmayan ağır bedeller ödeniyor.Kurdaki kıymet kaybı sektörel kayıpları iyi mi etkisinde bırakır?Düşük faiz politikasına gerekçe olarak değersiz TL yardımıyla ihracatımızın artacağı ve bu şekilde döviz ihtiyacımız azalacağı için kurdan enflasyona olan geçişkenliğin ortadan kalkacağı söyleniyor. Üretim yapımız ithal ara malına dayalı ve düşük katma kıymetli olduğundan bu mekanizmanın işlemesi fazlaca zor. Sektörlerin ithalata ve ihracata açıklığına paralel olarak TL’deki kıymet kaybından darbe yemeleri kaçınılmaz.Şekilde sektörlerimizin dış ticarete açıklık oranlarını GSYH’ya oranla görüyoruz. Pembe sütunlar sektör girdilerindeki ithal ürünlerin oranını gösterirken yeşil sütun nihai tüketimdeki ithal ürün oranını, açık gri sütun ise sektör çıktılarındaki ihraç ürün oranını gösteriyor.Örnek olarak ithal bir otomobil kullanıyorsak bunu yeşil sütun, Türkiye’de üretilen bir otomobilde kullanılan ithal ara malını pembe sütun, ihraç ettiğimiz arabayı ise gri sütun gösteriyor. Ticaretin bir de ikincil tesirleri var. Örnek olarak otomobil üretiminde kullandığımız tekstil yerli üretim olsa da kumaşın boyası ithal olabilir. Bu ikincil etkisinde bırakır tabloda görülmüyor.İthal girdi maliyetleri en oldukça artacak sektörlerKurdaki kıymet kaybının üretim maliyetlerine yansımasını incelemek için sektör girdilerindeki ithal ürün oranını gösteren pembe sütunlara odaklanmamız lazım. Buna bakılırsa, başta imalat sanayii olmak suretiyle sıhhat, inşaat, ve taşıma sektörlerinin TL’deki kıymet kaybı sonucu ithal girdi maliyetleri en oldukça artacak sektörler bulunduğunu görüyoruz. Bu maliyetlere içeriden satın alınsa da tutarları dünya pazarında belirlenen çelik, bakır şeklinde hammadde fiyat artışlarını da eklemek gerek.Nihai tüketim mallarındaki ithal ürünlere odaklanırsak bu sefer madenler, imalat, toptan ve perakende sektörlerinin en oldukça fiyat artışı yaşayacak sektörler bulunduğunu görüyoruz. Zayıf TL ile amaç bu sektörlerdeki nihai ithal malı tüketimini iç üretime dönüştürmek olabilir. Sadece kısa vadede üretim yapısında bu şekilde süratli bir değişim olamayacağı için görücek tesir artan maliyetler karşısında ezilen talep olur.TL’nin kıymet kaybı, hangi sektörlere yarar?TL’deki kıymet kaybından yararlanacak sektörlerin ise ithal girdi oranı (pembe sütun) düşük, ihraç ürün oranı ise (açık gri) yüksek sektörler olması lazım. İthal ara malına dayalı üretim yapımız sebebi ile bu tanıma uygun sektörler sınırı olan. Madencilik, imalat sanayii, konaklama ve yiyecek, toptan ve perakende sektörlerinde görece bir avantaj var. Sadece kurdan enflasyona olan geçişkenlik sonrasında fiyat pozitif yanları sınırı olan kalacağı için ihracattaki görece avantajın da sürdürülebilir olması mümkün değil. Kurda yaşanmış olan bu büyük şokun iktisat genelinde yarattığı derin hasar düşünül düğünde oluşabilecek sınırı olan ve kısa vadeli kazancı yine değerlendirmekte büyük yarar var.”

https://bilgi-bilgi.com

I am a web developer who is working as a freelancer. I am living in Saigon, a crowded city of Vietnam. I am promoting for https://bilgi-bilgi.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir